Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Ercan, 15 Eylül 2024 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti. Ani ölümüyle hem akademi camiasında hem de memleketi Kahramanmaraş’ta büyük üzüntüye neden olan Ercan için Dr. Öğr. Üyesi Alaeddin Koska, bir yazı kaleme aldı. Koska, yazısında Ercan’ın hem akademik başarılarına hem de insani yönüne dikkat çekti.
ORHAN ERCAN HOCA'MIZ, BU FANİ DÜNYADAN GÖÇÜP GİTTİ
“Prof. Dr. Orhan Ercan Hoca: Bir Bilge, Bir Dost, Bir Maraşlı Yiğit” başlıklı yazısında Koska, şu satırlarla başladı: “Ah, dostlar ah! Bu toprağın yetiştirdiği nadide insanlardan biri daha ebediyete irtihal eyledi. Prof. Dr. Orhan Ercan Hoca'mız, bu fani dünyadan göçüp gitti. Ansızın gelen bir kalp durmasıyla, bir anda aramızdan alındı. Ne gençti, ne de ihtiyar... Tam verimli çağında gitti sanki. Ne garip değil mi? Daha geçen hafta seninle çay içiyorduk divanda. "Hocam" diye söze başlayışını, elini omzuma atışını, Maraş şivesiyle "Bre Aladdin..." diye takılışını unutabilir miyim? O anlardan habersiz, son çayımızdı meğer o içtiğimiz. Son sohbetimiz, son kahkahamız...
ŞİMDİ O SES SUSTU, O KOLTUK BOŞ KALDI
O, bu şehrin yetiştirdiği en kıymetli alimlerdendi. Bir bilgeydi, bir gönül adamıydı. Akademinin soğuk koridorlarını sıcak tebessümüyle ısıtan, öğrencilerinin dertlerine derman olan bir abideydi. Şimdi o abide yıkıldı, geriye hüzünlü bir sessizlik kaldı. Ne çabuk geçti bu ömür dedikleri... Daha dün gibiydi fakültenin bahçesinde öğrencileriyle sohbet edişi. O tok sesiyle "Evladım" diye hitap edişi. Şimdi o ses sustu, o koltuk boş kaldı.
SADECE BİR HOCA DEĞİL, BİR GÖNÜL MİMARI GÖÇTÜ
Ey ahali! Bilir misiniz ne kaybettik biz? Sadece bir profesör değil, bir irfan kaynağı gitti. Sadece bir hoca değil, bir gönül mimarı göçtü. Maraş'ın o gür sesli, mert bakışlı evladı artık aramızda yok. Babasını kaybettikten sonra nasıl da değişmişti. O günden sonra dünyaya bakışı başkalaşmış, ölümün hakikatini daha bir idrak etmişti. "Baba evi" dediği o güvenli liman yıkılınca, kendini daha çok ilme vermişti. Şimdi ikisi de aynı toprağın altında... Ah, Mahmut Hoca... Ne çok severdi Orhan Hoca'yı. Öyle ki bana seslenirken bile "Orhan" diye yanılırdı. Orhan Hoca da güler, "Bu adam bana da Aladdin diyor bazen" derdi.
FAKÜLTENİN O TAŞ DUVARLARINDA HEP SENİN SESİN YANKILANACAK
Şimdi o şakalar, o kahkahalar hep geçmişte kaldı. Bu fani dünyanın faniliğini bir kez daha hatırlattı bize Orhan Hoca. Müdürlük yaptı, dekanlık yaptı daha rektör olacaktı belki ve daha nice hizmetler edecekti. Ama kaderin önüne geçilmez. O, şimdi daha güzel bir aleme göçtü. Ey güzel insan! Seni unutmayacağız. Fakültenin o taş duvarlarında hep senin sesin yankılanacak. Öğrencilerinin gözlerinde hep senin ışığın parlayacak. Bir Orhan Ercan geçti bu dünyadan... Ne güzel yaşadı, ne güzel gitti. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Geride kalanlara sabır versin. Amin.”