Köprübaşı Mahallesi’nde, Cumhuriyet Caddesi üzerinde sessizce varlığını sürdüren Selçuk Hamamı, zamanla yarışan tarihî bir yapı olarak dikkat çekiyor. Günümüzde bakımsız ve harabe görünümünde olan bu değerli eser, sadece mimarisiyle değil, Elbistan’ın tarihî belleğindeki yeriyle de önem taşıyor. Yapının keşfi ise tarihin tozlu sayfalarından fırlamış bir hikâyeyi andırıyor. Rivayete göre, 820’li yıllarda Osmanlı tarafından Elbistan’a müsellim olarak atanan Karabekirli Hacı Ahmet Ağa, bir gün atıyla gezerken hayvanın birden bire tökezlemesi üzerine durur. Atının neden sendelediğini anlamak isteyen Hacı Ahmet Ağa, yanındakilere toprağı eşmelerini emreder. Toprak kazıldığında karşılarına göbek taşı bulunan bir hamam çıkar.
SELÇUKLULARDAN OSMANLI’YA UZANIYOR
Osmanlı'da eyalet ve sancak yönetiminden sorumlu kişi olan müsellim sıfatıyla yetkili olan Hacı Ahmet Ağa, bu keşif üzerine vakit kaybetmeden hamamın yeniden kullanıma açılması için talimat verir. Mimari özelliklerinden Selçuklu dönemine ait olduğu anlaşılan yapı, o günden itibaren “Selçuk Hamamı” olarak anılmaya başlanır. Yaklaşık 13. yüzyılda Anadolu Selçuklu Beylerinden Mübârezeddin Çavlı Bey tarafından yaptırıldığı düşünülen hamam, Elbistan’ın “Kale” olarak bilinen eski yerleşim bölgesinde, Ulu Camii’ye yakın bir noktada inşa edildi. Zamanında cami, saray ve hamam üçlüsünden oluşan tarihî aksın bir parçası olan bu yapı, 1996 yılına kadar aktif olarak hizmet verdi. Günümüzde harabe görünümünde olsa da, Selçuk Hamamı yalnızca bir yapı değil; Elbistan’ın tarihî belleği, geçmişten bugüne kalan sessiz bir tanık. Uzmanlar, bu yapının aslına uygun şekilde restore edilmesi hâlinde hem mimari hem de turizm açısından kente büyük değer katacağını belirtiyor.