15 Temmuz’u ele almayacağım, benim için daha önemli bir konu var bugün. Kaç zamandır bunu yazacaktım ama her hafta unutuyorum. Ülke ekonomisi malumunuz her geçen gün fakirleşiyoruz, her şey pahalılaşıyor, halkın alım gücü zayıflıyor, fakirler gün geçtikçe daha da fakirleşiyor, zenginler gün geçtikçe daha da zengin oluyor. Bu konulardan bahsetmekten sıkıldım ama sussam, yazmasam gönlüm razı olmuyor. Sosyal medyada vakit geçirirken karşıma çıkan çöpten ekmek toplayan, pazarlardan çürümüş sebze-meyve toplayan insanların videolarını görünce içim cız ediyor. İşin kötü daha üzücü tarafı da insanlar bu durumlara alıştı. Herkes bu konulara duyarsızlaştı. Neden bu duruma geldik ya biz? Biz, ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ diyen Peygamberin Ümmeti değil miyiz? Ne oldu bize? Nasıl bu kadar duyarsız olduk? Sorularım bitmez benim…

Bu devirde en çok ezilen ve zor durumda olan kesimlerden emeklilere değinmek istedim bugünkü yazımda aslında. Gelişmiş ülkelerde insanlar, maksimum 55 yaşında emekli oluyor, çoğu da dünyayı geziyor. Hayatını yaşıyorlar yani. Bizim ülkemizdeki emeklilere bakın, sadece emekli aylığıyla geçinemiyor. Yaşlı başlı insanlar hayatta kalabilmek için, bakın geçinebilmek için demiyorum hayatta kalabilmek için altını çiziyorum buranın, ek iş yapmak zorunda kalan emeklilerimiz var bu ülkede. Emeklilerimiz çalışmak zorunda değiller, adı üstünde emekli bu insanlar. Emekli aylıklarıyla geçinmek lüks değil, onların en doğal hakkı. Yazıktır günahtır bu insanlara. Geçenlerde bir video izledim sosyal medyada, 65-70 yaşlarında bir amcamız turistlere mendil satmaya çalışıyor, satarken de turistlerden birisi amcamızı videoya alıyor, sosyal medyasında paylaşıyor. Amcamız mendili satarken zor durumda olduğunu o kadar belli ediyordu ki izlemeniz lazım bu utanç verici videoyu. Bu videoya ansiklopedi yazılabilir. Ne hallere düştük, insanı yaşat ki devlet yaşasın!