Koridorlarda hâlâ ayak sesleri yankılanır... Sınıflarda hâlâ sesi çınlar... Arkadaşlar, bu finansal kriz de geçer, asıl kriz gönüllerdeki iman eksikliğidir! diyen o muhabbet dolu sözleri hâlâ kulaklarımızda. Yücel Abi, sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda gönüllere dokunan bir mürebbiydi. Ders anlatırken bile tebliğ ederdi. Parayı kazanacaksınız arkadaşlar ama helalinden... der, sonra gözlerinin içi gülerdi. O, hem finansın hem de dinin dilini bilen ender hocalardandı.

Kitapların arasında geçen bir ömürdü onunki... Masasında finans tablolarıyla yan yana duran Risale-i Nur kitapları, onun nasıl bir denge insanı olduğunun şahidiydi. “Hakiki kâr, hem dünyada hem ahirette kazançlı çıkmaktır!' derdi. 
Finansal analiz anlatırken bile 'Ey kardeşlerim, bu dünya geçici bir ticarethanedir' diyerek söze başlar, sonra gözlerini kalplerimize dikerek eklerdi: 'Asıl bilanço mahşerde açılacak!' O, sayıların dilini konuşurken bile gönüllere iman tohumları ekiyordu.

İlimle irfanı birleştiren ender hocalardandı... Erzurum'un karlı yollarında medreselerin hikmetini, Maraş'ın sıcak sokaklarında ise modern eğitimin gerekliliğini harmanlamıştı. 'Risale-i Nur, bu asrın manevi reçetesidir' der, sonra finansal modellemeleri anlatmaya devam ederdi. Onun derslerinde net kâr formülleri ile 'nefsin terbiyesi' yan yana dururdu. Çünkü ona göre gerçek başarı, 'hem bu dünyada hem de öteki dünyada kazançlı çıkmaktı”.

Erzurum'un karına aldırmaz, Maraş'ın sıcağına yılmazdı...Bu dünya geçici, asıl sermaye ahirette! diye şakayla karışık nasihat ederdi. Öğrencilerine sadece bilanço okumayı değil, hayatı okumayı da öğretti. Kimisine abi, kimisine hoca, kimisine de dert ortağı oldu. Hocam, bu formülü anlamadım diyene sabırla anlatır, Hocam, kalbim sıkışıyor diyene ise Evladım, bir Fatiha oku, Allah rahatlık verir diye cevap verirdi."  

Çok insan yetiştirdi... Kimisini bankacı yaptı, kimisini mümin bir tüccar... Hepsinin yüreğine bir tohum ekti: Kazandığın kadar değil, vakfettiğin kadar insansın! Onun dersleri sadece sınıflarda değil, hayatın ta kendisiydi. Finansı bilmeyen kaybeder, dinini bilmeyen hem dünyada hem ahirette kaybeder! der, sonra o meşhur Erzurum şivesiyle kahkahayı basardı."  

Şimdi o, eşinin dualarında, çocuklarının hayallerinde, öğrencilerinin başarılarında yaşıyor...Hocam, sizin sayenizde bu oldum diyen her genç, onun ruhuna bir fatiha gönderiyor. Kanser onu aramızdan aldı ama fikirleri, sevgisi, öğrettikleri asla ölmeyecek. 

Ölüm hak, ama eserler baki kalır' derdi ya... İşte o, eserleriyle hep aramızda...
Mekânın cennet olsun Yücel Abi... Hakk'ın rahmeti üzerine olsun' diyoruz şimdi... Sen gittin ama bize bıraktığın o güzel sözler, o samimi dualar, o mert duruş asla unutulmayacak. İyi ki varsın diyen her öğrencin, senin için bir sadaka-i cariye oldu şimdi.

Biz seninle finansı da imanı da öğrenmiştik... Şimdi bize hem dersler hem de nasihatler kaldı!
Hocam, cennette de bir köşe ayırdık sana... Orada da anlatırsın, biz de dinleriz inşallah!

"Ruhun şâd, makamın âli olsun... 'Ölüm bir terhistir, asıl vazife şimdi başlıyor' dediğin gibi, şimdi Rabb'inin katında hak ettiğin mertebeye ulaştın inşallah... Bize bıraktığın o kıymetli kitaplar, dualar ve hatıralarla yaşayacaksın... Fatihalarımız, Yasinlerimiz seninle olsun aziz hocam..." 
 
Allah (c.c.) rahmet eylesin, bizleri şefaatine nail eylesin.

Dr. Alaeddin KOSKA