Tarih boyunca birçok şehir, medeniyetlerin başkenti olarak parladı ve kültürel mirasın beşiği oldu. Kahramanmaraş da bu şehirlerarasında yer aldı. Stratejik konumu, doğal güzellikleri ve köklü tarihiyle dikkat çeken şehir, bir dönem başkent olma ayrıcalığını yaşadı. Bu medeniyetlerden kalan tarihi yapılar, antik kentler ve kaleler, şehrin köklü geçmişine ışık tutuyor. Özellikle Hitit dönemine ait eserler, Kahramanmaraş’ın ne denli eski ve stratejik bir merkez olduğunu gözler önüne seriyor.

GURGUM KRALLIĞI’NIN VE DULKADİROĞULLARI BEYLİĞİ’NİN BAŞKENTİ OLDU

Asur yazıtlarında "Markasi" veya "Markas" olarak geçen Kahramanmaraş, Geç Hitit Dönemi'nde Gurgum Krallığı’nın başkenti oldu. Gurgum, bölgedeki en güçlü şehir devletlerinden biri olarak siyasi ve ekonomik açıdan büyük bir önem taşıdı. 14. yüzyıla gelindiğinde ise Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi, Dulkadiroğulları Beyliği’nin başkenti olarak tarih sahnesinde yer aldı. Osmanlı İmparatorluğu ile Memluk Sultanlığı arasında bir tampon bölge olarak konumlanan Dulkadiroğulları, bu iki büyük güç arasındaki dengeleri sağlamada kritik bir rol oynadı. Başkent Elbistan, sadece askeri bir üs değil, aynı zamanda ticari faaliyetlerin de merkezi haline geldi.

ŞEHRİN STRATEJİK ÖNEMİ GÜNÜMÜZE KADAR TAŞINIYOR

15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Dulkadiroğulları Beyliği’ni topraklarına katmasıyla, Kahramanmaraş’ın başkentlik dönemi sona erdi. Ancak şehir, Osmanlı döneminde de sancak merkezi olarak yönetildi ve kültürel zenginliğini koruyarak gelişimini sürdürdü. Bugün, Kahramanmaraş geçmişteki başkentlik mirasıyla tarih severler için önemli bir çekim noktası olmaya devam ediyor. Tarihi yapıları, doğal güzellikleri ve köklü kültürel mirasıyla şehrin stratejik önemi günümüze kadar taşınıyor.

Editör: Didem Kayabaşı