Türk halk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Karacaoğlan’ın hangi yüzyılda yaşadığı konusunda farklı görüşler bulunsa da, araştırmacılar 17. yüzyılda yaşadığı konusunda büyük ölçüde fikir birliğine varmış durumda. Karacaoğlan’ın asıl adının Hasan olduğu ve karayağız bir yapıya sahip olduğu için bu mahlası kullandığı biliniyor. Şairin yaşadığı yerle ilgili de çeşitli rivayetler mevcut. Şiirlerinde geçen yer isimlerinden 40 tanesinin Kahramanmaraş ve çevresine ait olması, onun bu bölgede yaşadığına dair önemli ipuçları sunuyor. Karacaoğlan’ın, Maraş civarında Cezel Yaylası’nda 96 yaşında vefat ettiği ve vasiyeti üzerine tenha bir pınar başına defnedildiği rivayet ediliyor.
HALK ŞİİRİ GELENEĞİNİN GELİŞMESİNDE KARACAOĞLAN’IN BÜYÜK BİR ROLÜ OLDUĞU İFADE EDİLİYOR
Sade bir Türkçe ile koşma, destan, türkü, semai ve varsağı türlerinde eserler veren Karacaoğlan, göçebe toplumun geleneklerini ve doğayı şiirlerine yansıtarak duygu ve düşüncelerini gerçekçi bir şekilde dile getirmiştir. Şiirleri, sadece yaşadığı dönemde değil, sonraki halk şairleri ile Millî Edebiyat ve Cumhuriyet dönemi şairlerini de etkiledi. Özellikle Kahramanmaraş’taki halk şiiri geleneğinin gelişmesinde Karacaoğlan’ın büyük bir rolü olduğu ifade ediliyor. Şairin bu bölgede yaşamış olması, yörede halk şiirine olan ilgiyi artırmış ve gelecek nesillere de ilham kaynağı olmuştur.
Karacaoğlan’ın “Dağlar” şiirinden bir dörtlük;
Ahır Dağı‘ndan gör Maraş bağını
Engizek‘te derler ilin çoğunu
Bayra’dan, Bertiz‘den Konur Dağı’nı
Göksun güzel derler, ilin var, dağlar