Kentte gün geçtikçe azalan el sanatları ile ilgili meslekler yok olmak üzere. El sanatları arasında kaybolmak üzere olan mesleklerden birisi de kasketçilik. Bu tip güzide meslekleri sürdürecek yeni çırakların gelmemesi, yapılan işlerin maliyetlerinin artması el sanatlarının adeta sonunu getiriyor. Bu el sanatlarından birisi olan kasketçiliği Kahramanmaraş’ta 60 yıldan bu yana icra eden Şükrü Erşan, 9 metrekarelik dükkânında müşterilerinin isteklerini yerine getirip, yaptığı kasketleri satarak geçimini sağlamaya devam ediyor. Diğer pek çok el sanatı gibi Kapalıçarşı’da kasketçiliğin de son temsilcisi olarak kalan Erşan, gazetemize açıklamalarda bulundu. Erşan mesleğiyle ilgili, “Bu mesleği benden sonra devam ettirecek kimse yok. Benim rahmetli babamdan öğrendiğim gibi benden de öğrenecek 30 yaşında bir oğlum var ama o da işi bilmiyor. Bu memlekette 20-30 sene öncesine kadar, 5-6 tane kasket ustası vardı, şuan ise bir tek ben kaldım. Bu meslek benimle son bulacak” şeklinde konuştu.
BABAM CUMHURİYET DÖNEMİNDE KASKETÇİLİĞE BAŞLADI
Kasketçiliğin baba mesleği olduğunu belirten Erşan, babasının mesleğe Mustafa Kemal Atatürk’ün çıkardığı Kıyafet Kanunu sayesinde başladığını söyledi. Erşan, “Bu meslek babamın mesleği. Atatürk, ilk Kıyafet Kanunu’nu çıkardığında babamlar bu işe başlamış. Ben de ortaokulu bitirdikten sonra babamın yanında başladım. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında askerdim, askerden geldikten sonra da bu mesleğe babam ile devam ettim. İlerleyen zamanda da babam yaşlılık durumundan ötürü mesleğe devam edemedi. Ben de baba mesleği olaraktan devam ettiriyorum. Bu zamana kadar Allah’a şükür ekmeğimi yedim. Benim yaptığım kasketler zaten piyasada fazla bulunmuyor. Kep tarzı şapkalar sıklıkla kullanılıyor. Benim yaptığım kasketleri özellikle çiftçiler kullanıyor. Kahramanmaraş ziraat memleketi olduğu için sıklıkla kullanılıyor” ifadelerini kullandı.
BİRÇOK KASKET ÇEŞİDİMİZ VAR
Erşan konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Burada iki tane amcam vardı Hüseyin Erşan ve Ali Erşan, onlarda kasketçiydi. Yanında çalışacak işçileri de yoktu, bu işi devam ettiremediler ve bıraktılar. Şuan bir tek biz kaldık, bizde buradan ekmek yiyoruz. Yaptığımız kasketleri yurtdışına gönderiyoruz. Şimdilerde ekonominin kötü gidişatından dolayı bizlerde biraz mağdur olduk. Eskiden tek çeşit kasket vardı oda 8 köşeydi. Bundan sonra modernleşti ve spor, düğmeli ve London’u çıktı. Örneğin yaz mevsiminde promosyon kepler ve sade kepler daha çok tercih ediliyor. Yoksa eski 8 köşe kasketler sadece aksesuar olarak kullanılıyor. En fazla satışını yaptığımız kasket çeşidi düğmeli olanlardır. Yeni moda sayılır, tabi onlar yıpranmaya daha elverişlidir. Avrupa’dan gelip Maraş şapkası isteyen vatandaşlarımız var. Akdeniz sahilinde olsun, şehrimizin bazı yörelerinde olsun bizim kasketimiz rahatlıkla kullanılabilir. Bu bölgedeki insanların giyim şekline göre 8 köşe kasket tam bir standart. Düğmeli kasketi her yerden temin edebiliyoruz. Kasket çeşitleri eskiye göre arttı. Trabzonspor’un Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın kullandığı kasket 8 parça. Bunlardan da bulunduruyorduk ama şuan yok. Burada üretemiyoruz ama dışarıdan getirip pazarlıyoruz. Çünkü bu kasketleri yapabilmek için tam donanımlı imalathane gerek. Büyük mağazalarda 150 ila 200 lira arasında satılıyor. Burada ise 80-90 liraya satıyoruz. Yaptığımız ürünleri kaliteli kumaşlardan yapıyoruz.”
HERKESTE BİR OKUL SEVDASI VAR!
İstanbul gibi büyükşehirlerde kasket üretimi yapan çok. Onlar dünyaya ihraç ediyorlar. Bu işi yapmak isteyenlerde oralardan temin edebilir. 9 metrekarelik bu dükkânda eskiden 6 tane kalfa ve çırak vardı. Bazıları bu işe devam etmedi, bazıları rahmetli oldu. Çocuklarda ve ebeveynlerde bir okul sevdası var. Ebeveynler, “çocuğum okusun, devlet memuru olsun” diyor. Kimse de böyle el sanatlarına yanaşmıyor, bu tip işleri öğrenmek istemiyor. Ben sadece kendi mesleğim için konuşmuyorum, diğer el sanatlarında durum aynı. Herkeste bir devlet memuru olma sevdası var, devletin kuyruğundan tutayım kendimi kurtarayım diyor.
EKONOMİK ŞARTLAR ORTADA
Günümüzde bir işyerinde işçi çalıştırmanın; işçinin maaşı, sigortası, yemesi içmesi her şeyiyle maliyeti 10 bin lira. Bu tip işyerlerinin kazancı ne kadar ki? Ben şahsım için konuşayım, burası bir ayda bu kadar para kazanmıyor. Bu dükkân 10 bin lirayı kaldıramaz. Bu tip, el sanatları işiyle uğraşanların durumu da aynı şekilde. Ülkenin ekonomik şartları ortada, bu durumda işçi çalıştırmamız imkânsız. Ne bunu anlayan var, ne de bir çare üreten var. Bizler kendi halimizde kendi yağımızda kavruluyoruz. Bazen Suriyeli çocuklar geliyor, “çalışmak istiyorum” diyor, gel çalış diyorum. “Kaç para vereceksin” diyor, çocuğun da amacı iş öğrenmek değil ailesine maddi olarak destek olmak için çalışmak istiyor.”
SERİ ÜRETİME GEÇİLİNCE İŞLERİMİZ AZALDI
Şükrü Erşan son olarak şunları söyledi: “Makineleşme ile birlikte seri üretime geçildi, bizde bundan nasibimizi aldım. Bizim bu yaptığımız iş makine ile yapılmaya başlayınca bizim işlerimiz azaldı. İstanbul’da ve bazı diğer büyükşehirlerde makineler ile kasket üreten yerler var. Bizim şehrimizde de bu konuda bir gelişme olmadı. Öyle bir fabrika da yok, buna teşebbüs eden kimse de yok. Bu mesleğin kasketin üretim merkezi İstanbul, orada üretilen kasketler dünyaya ihraç ediliyor. Ben günde yaptığım 30-40 tane kasket ile onlara yetişemem. Ürettiklerimle kendi şehrime hitap edebiliyorum. Zamanında doğru hamleler yapılsaydı Kahramanmaraş kaskette bir marka yaratabilirdi ama kimse bunu yapmadı.”
Haber: Ömer Harmankaya